Foto: © BSR Agency [Imago]
Değerli Comunio takipçileri, her hafta gerek Comunio Öneriyor gerekse diğer yazılarımızla sizlere olabildiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu hafta ise biraz farklı bir şey yapacağız. Överek değil, biraz da yererek yardımcı olmaya çalışacağız.

Milli aranın iyiden iyiye yaklaştığı ve derbi heyecanının yaşanacağı 4. haftadan hepinize merhaba.

Derbilerin olduğu haftaları özellikle önemli buluyorum. Çünkü büyük takımların birbirleriyle karşılaşması, Anadolu takımlarından alınabilecek verimi daha da değerli hâle getiriyor. Büyük takımların birbirleriyle oynadığı haftalarda Anadolu takımlarındaki oyuncuların değerini daha dikkatli analiz etmek gerekiyor.

Bugün sizlere yatırım yapmaktan çekindiğim takımları ve oyuncuları anlatacağım. Hepinize keyifli okumalar diliyorum.

Çoğumuzun sorunu, eleştiriyle kurtarılmaktansa övgüyle mahvolmayı tercih etmemizdir.Norman Vincent Peale

Jackson Muleka  

Öncelikle şunu söyleyeyim: İlhan Palut benim çok sevdiğim bir hoca. Yıllardır gerek çalıştırdığı takımlarda yarattığı etki gerekse ikonik demeçleriyle biz futbolseverlere keyif veriyor. Ancak son birkaç sezondur hocanın bazı tercihleri beni rahatsız etmeye başladı.

Aslında bunun sadece İlhan Hoca’ya özel olduğunu da düşünmüyorum. Yerli teknik direktörlerimizin genelinde zaman zaman bir oyuncu veya belirli bir tercihte gereğinden fazla ısrar etme durumu var.

Evet, son maçta Bardhi talihsiz bir şekilde kırmızı kart gördü ve belki de takımının kaybetmesindeki en büyük faktörlerden biri oldu. Ancak önceki maçlarda yeterince kullanılmayan bir isim olmasına rağmen, oyuna girdiği andan itibaren takım için ne kadar önemli olduğunu hissediyorduk.

Benzer şekilde Masuaku yerine ısrarla Uğurcan’a şans verilmesini de talihsiz buluyorum. Uğurcan iyi performans gösterse dahi, bir noktadan sonra oyuncuyu doğrudan taraftarın önüne atmış oluyorsunuz. Geçen hafta yaşadığı sakatlıktan sonra bu haftadan itibaren ve sezonun kalanında Masuaku’nun daha fazla süre alması muhtemel. Ancak önemli olan bunu zorunluluktan değil, doğru tercih olduğu için yapmak.

Gelelim benim önermediğim isme: Jackson Muleka.

Muleka aslında oyuna dinamizm katabilen bir oyuncu. Zamanında ligimizde de etkili performanslar sergiledi. Ancak benim gözümde en uçta oynayan bitirici bir santrfor hissiyatını tam olarak vermiyor. Hareketli bir oyuncu fakat kanatlarda da bu hareketliliğini yeterince etkili kullanabildiğini düşünmüyorum.

Muleka için şu cümleyi kullanmak yanlış olmaz:

Ne olduğun yerde tam anlamıyla kabul gördün ne de olmak istediğin yerde yeterli oldun.

Üstelik artık Mustafa Mohamed’in Konyaspor’a transferi resmiyet kazandı ve oyuncu takımla birlikte antrenmanlara da çıktı. Bu transfer, Muleka açısından soru işaretlerini daha da artırıyor.

Kulübün doğrudan onun bölgesine, fizik gücü ve ceza sahası etkinliği yüksek bir santrfor transfer etmiş olması, Muleka’nın mevcut rolünün ne kadar güvenli olmadığını gösteriyor. Bundan sonraki süreçte forma rekabetinin daha da artacağını ve Muleka’nın düzenli süre bulma ihtimalinin azalabileceğini düşünüyorum.

Bu nedenle özellikle Comunio açısından, şu anki fiyatına bağlı olarak Muleka’ya yatırım yapmayı mantıklı bulmuyorum. Mustafa Mohamed’in gelişiyle birlikte Konyaspor hücumundaki dengeler yeniden şekillenecek ve bu değişimden en fazla etkilenebilecek isimlerden biri bana göre Muleka olacak.

Süreleri Az, Etkileri Büyük: İlk 11’e Girmeden Comunio Menajerlerinin Radarına Takılan İsimler!

Şimdilik rotasyonda yer alan bazı oyuncular, oyuna girdiklerinde gösterdikleri performansla daha fazla süreyi hak ettiklerini kanıtlıyor. Piyasa hareketlenmeden takip edilmesi gereken isimleri değerlendirdik.

Kasımpaşa

Kasımpaşa’da benim gördüğüm çok net bir durum var: Benedyczak ve diğerleri.

Takım adeta ikiye ayrılmış durumda. Skor yükünün ve puan potansiyelinin çok büyük bölümünü Benedyczak üstleniyor. Duran toplar ve hücum aksiyonlarının önemli kısmı onun etrafında şekilleniyor.

Böyle bir yapılanmaya sahip takımda açıkçası başka bir oyuncuya yatırım yapmayı tercih etmiyorum.

Emre Hoca’nın öğrencileri çok iyi savunma yapan bir takım değil. Aynı zamanda uzun süre topa sahip olan bir takım olduklarını da söyleyemeyiz. Akan oyunda genellikle uzun toplar veya kontra ataklarla skor buluyorlar. Organize hücumlarla çok fazla gol bulamadıkları için hücumda topa değen oyuncu sayısı azalıyor. Bu da Comunio açısından oyuncuların reytinglerini doğrudan etkiliyor.

Normal şartlarda burada tercih edilebilecek ikinci oyuncu kesinlikle Hajradinovic olurdu. Ancak kendisi ciddi bir sakatlıktan döndü ve son iki haftadır maç kadrosunda yer alamadı. Takımla antrenmanlara katıldığını biliyoruz ve yakında dönmesi muhtemel. Fakat penaltıların Benedyczak tarafından kullanılması da onun için önemli bir puan kaybı anlamına geliyor.

Özetle Kasımpaşa’ya yönelik eleştirim, oyunun fazlasıyla tek bir oyuncuya bağımlı olması. Bu nedenle Benedyczak dışındaki oyunculara fazla bel bağlamayı tercih etmiyorum.

Comunio Öneriyor – 3. Hafta: Yeni Pozisyonunda Parlıyor, Rakip de Oldukça Uygun!

Erzurumspor FK eğer reaksiyon verecekse aslında bu maç vermeli. Minik denklemlerin olduğu bu karşılaşmada benim önerim Goutas olacak.

Paul Onuachu

Salah gibi önemli transferler yapan Trabzonspor’da işler şu ana kadar hiç yolunda gitmedi.

Avrupa Ligi elemelerinde alınan ağır skorun ardından yaşanan kaos, Amed deplasmanında gelen 2-1’lik mağlubiyet ve son olarak Fatih Tekke ile yolların ayrılması… Trabzonspor açısından gerçekten kabus gibi bir dönemden geçiliyor.

Fatih Tekke’nin gönderilmesiyle birlikte takımın içerisine girdiği belirsizlik artık çok daha büyük bir hâle geldi. Sezonun henüz bu kadar başında teknik direktör değişikliğine gidilmesi, yalnızca saha içerisindeki sonuçların değil, oyuncuların psikolojik durumunun ve takım içindeki rollerin de yeniden şekillenmesine neden olacaktır.

Açıkçası Fatih Hoca’nın bu süreçte daha fazla zaman hak ettiğini düşünenlerdenim. Trabzonspor’u, kulübün kültürünü ve taraftarını iyi bilen yerli bir teknik direktörün birkaç kötü sonuç sonrası gönderilmesi bana göre uzun vadeli planlamaya zarar verebilir.

Büyük yıldızları hocanın önüne koyup, “Bunları oynat” demek her zaman doğru bir planlama değil. Oulai gibi daha hareketli ve oyuna dinamizm katan isimleri gönderip orta sahaya daha durağan ve stabil oyuncular almak da takımın dengesini değiştirebiliyor.

Eminim Fatih Tekke’nin ideal planlaması bu değildi.

Ülkemiz futbolunda kadroların zaman zaman menajerlerin ve farklı faktörlerin etkisiyle şekillendiğini hepimiz biliyoruz. Ancak işler kötü gittiğinde bu konuları da konuşmak gerekiyor.

Fatih Tekke’nin gönderilmesiyle birlikte Trabzonspor için yeni bir dönem başlayacak. Ancak yeni teknik direktörün kim olacağı, nasıl bir oyun anlayışıyla geleceği ve kadro içerisindeki hangi oyunculara güveneceği şu anda büyük bir belirsizlik.

İşte bu belirsizlik benim için Comunio açısından en önemli problem.

İlk 11’de Tehlike Çanları Çalıyor: Formasını Kaybedebilecek İsimler ve Yerlerine Geçmeye Hazır Adaylar!

Sezonun henüz başındayız ancak bazı mevkilerde rekabet şimdiden kızıştı. İlk 11’deki yerini kaybetme riski taşıyan oyuncuların arkasında forma bekleyen isimlere yakından bakıyoruz.

Gelelim benim önermediğim diğer isme: Paul Onuachu.

Geçen sezonun gol kralı olan ve takımın en önemli oyuncularından biri hâline gelen Onuachu, ilk Trabzonspor döneminde de inanılmaz bir katkı sağlamıştı. Ancak bu sezon hem takım içerisindeki değişim hem de teknik direktör değişikliği, en çok onu etkileyebilecek faktörlerden biri.

Yeni gelecek teknik direktörün Onuachu hakkında ne düşündüğünü bilmiyoruz. Onuachu’nun sistem içerisindeki rolü, takımın hücum planı ve hatta düzenli olarak alacağı süre bile yeniden şekillenebilir.

Salah’ın varlığıyla birlikte olası penaltıların ve hücum aksiyonlarının önemli bölümünün onun üzerinden şekillenmesi de Onuachu’nun potansiyelini etkileyebilir. Hissiyat olarak şunu da eklemek istiyorum: Trabzonspor’un kazanacağı ilk penaltıyı Salah’ın Onuachu’ya bırakması beni şaşırtmaz. Ancak sonrasında penaltıların kalıcı kullanıcısının kendisi olacağını düşünüyorum.

Beşiktaş’ta Orkun’un Vlahovic’e penaltı bırakması gibi bir durum yaşanabilir. Ancak Vlahovic’in kalıcı penaltıcı hâline gelmesi gibi, burada da Salah’ın zamanla bu sorumluluğu tamamen alması muhtemel.

Özetle Trabzonspor bir noktada mutlaka toparlanacaktır. Ancak şu anda kulübün içerisinde ciddi bir teknik direktör ve sistem belirsizliği bulunuyor. Yeni teknik adamın gelişiyle birlikte bazı oyuncuların değeri yükselirken, bazı oyuncuların rolü tamamen değişebilir.

Bu nedenle yeni düzenin nasıl şekilleneceğini görmeden Onuachu gibi yüksek beklentiyle alınabilecek isimlere yatırım yapmayı riskli buluyorum. Trabzonspor’da taşların yerine oturmasını ve takımın yeni teknik direktörüyle birlikte nasıl bir oyun planı oluşturacağını görmeyi tercih ederim.

Ancak şunu da eklemek istiyorum: Aral’ın fiyatının daha da düşmesi hâlinde ise, yeni teknik direktörün planında önemli bir rol alabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurarak kendisini harika bir yatırım fırsatı olarak görüyorum.

Kasa Boşaltmayan Yıldızlar: Comunio’nun "Fiyat-Performans" Canavarları!

2. haftanın sonunda "Piyasa Değerine Göre En Çok Puan Getiren" gizli kahramanları, yani Comunio’nun gerçek kelepir şampiyonlarını sizin için listeledik!

Göztepen

Stoilov’un Göztepe’deki performansında ciddi bir düşüş olduğunu düşünüyorum.

Rakiplere ters gelen üçlü sistemle oynamaya devam ediyorlar ancak burada önemli bir sorun var: Artık aynı oyuncularla devam etmiyorlar.

Romulo’nun satışından sonra Göztepe’nin biraz daha fazla ticaret odaklı bir kulüp hâline geldiğini düşünüyorum. Seyircilere keyif veren o futbol anlayışından ve sonuçlardan uzaklaşmış durumdalar.

Evet, sistemleri itibarıyla hâlâ ters ve tehlikeli bir takım olabilirler. Ancak Göztepe taraftarlarının geçen dönemlerdeki kadar heyecanlı olduğunu düşünmüyorum.

Sonuçta futbol, her şeyden önce bir tutku oyunu.

Tutku, insanın hayatına anlam veren en güçlü kuvvetlerden biridir.

— Friedrich Nietzsche

Mevcut Göztepe kadrosunda açıkçası uzun veya kısa vadede takımımda tutmayı planladığım bir oyuncu bulunmuyor. Çünkü artık o eski “tutku” yok.

Arda Okan, geçen sezonki gibi uygun fiyatlarda olsaydı harika bir yatırım fırsatı olabilirdi. Ancak mevcut durumda kendisi de oldukça değerlenmiş durumda. Üstelik Galatasaray ile de isminin anılması, geleceğine dair farklı ihtimalleri beraberinde getiriyor.

Göztepe’de beni rahatsız eden bir diğer konu ise Romulo’nun tutmasının ardından sürekli genç Brezilyalı forvetlere yönelmeleri.

Takımda mevcut durumda altı farklı forvet bulunuyor. Ancak bunların hiçbiri düzenli olarak yeterli süre alamıyor. En fazla süre alan oyuncular bile genellikle 65. dakika civarında oyundan çıkıyor.

Bu durum yalnızca forvetler için de geçerli değil. Orta saha ve hücum oyuncularının büyük bölümü de maçın tamamında sahada kalamıyor. Stoilov, hücum oyuncularını 90 dakika kullanmaktan genellikle kaçınıyor.

Bu da hem oyuncuların potansiyelini hem de Comunio açısından reytinglerini sınırlıyor.

Ben artık Göztepe’nin yalnızca şirket bütçesi için değil, taraftarlarının mutluluğu için de daha fazla futbol oynamasını istiyorum.

Mevcut durumda Göztepe’den kolay kolay kimseyi önermiyorum ve kendi kadromda da uzun vadeli olarak herhangi bir Göztepe oyuncusu bulundurmayı planlamıyorum.